26 Kasım 2010 Cuma

Iverson'dan açıklamalar

Allen Iverson, Göttingen maçından sonra Almanya'da bir röportaj verdi. Gerçekçi, olumlu sempatik cümleler var... Kendimce çevirdim buyrun...

S: Allen, bu akşam hücumda daha çok sorumluluk alıp 18 sayı attın. Alışma süreci nasıl gidiyor?


AI: Bence iyi, şu ana kadar bir sorun çıkmadı. Koçun beni nasıl kullanacağını ve benim sahada yapabildiklerimi verimli kullanmaya başlaması zaman alacaktır.

S: İlk üç maçta öğrendiğin en önemli konu ne oldu?


AI: Sanırım sertlik. Faul olabilecek pek çok olay devam ettiriliyor. Bu alışmam gereken bir konu.

S: Bir röportajında ayaklarının sana yetişemediğinden bahsetmiştin. Şimdi nasıl hissediyorsun?


AI: Gayet iyi. Tek yapmam gereken kendi tempomu bulmak, oyun temposunu yakalamak. Elbette uzun süredir maç oynamıyordum. Ama fiziksel olarak, tahtaya vuralım, %100üm şu anda. Bir ağrım yok.

S: Elbette bugünün konusu yenilmeniz. Ancak Türkiye Ligi'ndeki ilk maçında 2 sayıda kaldıktan sonra bugün çıkıp daha iyi bir performans göstermen hakkında neler söyleyeceksin? O iki maçtan sonra neler yaptın?


AI: Esas olay daha çok süre almış olmam. Uzun süre oynamadıysanız, yeni bir takıma -özellikle bu kadar iyi bir takıma- geldiğinizde, kısa bir süre oynayıp sonra tüm ikinci periyot kenarda oturursunuz. Devre arasından sonra tekrar oyuna girer, son çeyreği tekrar kenarda geçirirsiniz. Bu, alışkın olduğum bir durum değil ve tempomu bulamıyordum. Bu akşam daha uzun süre sahada kaldım ve akışın içine girebildim. Başlarda gene sıkıntı yaşadım ancak tempom her geçen dakika arttı. Sanıyorum sahada daha uzun kaldıkça benim için her şey daha  kolay ve daha iyi olacak.

S: İstanbul'da milyonlarca insanla birlikte yaşamak nasıl?


AI: Harika. İnsanlar harika ve bana çok destek oluyorlar. Beni kucaklamalarını, bana davranışlarını gördükten sonra daha iyisi olamazdı diye düşünmeye başladım. Harika bir şey. Çok şanslıyım çünkü böyle olmayabilirdi de.

S: Avrupa çapında yapılan tanıtımın hakkında ne düşünüyorsun?


AI: Rakip takımlar için çok iyi ve elbette İstanbul'daki taraftarlarımız için de çok iyi. Ve bütün amacım benden beklenenleri karşılamak. Tek amacım bu. Sadece taraftarların ve izleyicilerin her maç -kazanalım ya da kaybedelim- tıpkı NBA'de yaptığım gibi, elimden gelen her şeyi yaptığımdan emin olmalarını istiyorum.

S: İnsanların maçlara seni izlemeye gelmesi hoşuna gidiyor mu?


AI: Evet, harika bir duygu. Dediğim gibi, yapmanız gereken, tanrı vergisi yeteneklerinizi elinizden geldiğince, hayatları boyunca unutamayacakları bir şekilde göstermek, onlara heyecanlı, sürekli anlatacakları bir şeyler vermek.

S: Gelelim Beşiktaş'ın oyun kitabına? Kalın mı?


AI: Çok değil. Öğrenmeniz gereken şey oyunun temposu. Basketbolda herkes yaklaşık aynı setleri oynuyor. Eğer Lakers'da üçgen hücum oynamıyorsanız fazla değişen bir şey yok. Zor olan kısmı hangi işaretin hangi numaranın hangi oyunu gösterdiğini öğrenmek. Korkutucu olan, bunları maçlar oynanırken, tüm takım bunları zaten bilip, uygularken öğrenmeye çalışmak. Sadece ayak uydurmaya çalışıyorum.

S: Oyun 8 dakika daha kısa. Büyük bir fark mı bu?


AI: Evet çok farklı. 48 dakikada uzun süre almaya alışkınım. Şimdi birkaç kere gidip geliyorsunuz, birkaç hücum geçiyor bir bakıyorsun; zaman uçup gitmiş. Her çeyrek fazladan 2 dakika. Bu alışmam gereken bir şey.

S: Sence Beşiktaş'ta iyi oynarsan NBA'e geri dönebilir misin?


AI: Hayır, amacım o değil. Onu zaten başardım. Zaten bir NBA oyuncusu olmayı başardım. O ligde pek çok insanın yapma şansı bulamadığı şeyleri başardım, o seviyede oynamanın lüksünü tattım. NBA'de olduğum sürede gurur duyduğum pek çok şey yaptım. Ama artık kalbim burda. Şimdi yapmak istediğim bu. Takım bana bir olanak bir şans sundu. Şimdi NBA'e dönmeyi hedeflemek onlara ihanet olur. Bütün konsantrasyonum takımı daha iyi yerlere getirmek ve elimden geleni yapmak. İstediklerimi başarırsam kariyerimi burada bitiririm.

S: Peki şimdiki hedeflerin neler?


AI: Sadece kazanmak. Sayı atmak, rekorlar kırmak, All-Star olmak, bunların hepsini en yüksek seviyede başardım. Tek amacım takımın başarılı olması. Sözleşmeyi imzalarken kendi başarımlarım için maddeler koydurmadım, takımın başarısıyla ilgili maddeler var. Basketbol maçlarını kazanmak, tek hedefim bu. Buraya gelip ilk üç maçı kaybetmek ağzımda acı bir tat bıraktı. Ancak bunun bana, daha iyi olmak, sistemi öğrenmek ve uyum sağlamak konularında cesaretlendirmekten başka bir etkisi olmadı.

S: Avrupa hakkında genel olarak ne söyleyeceksin?


AI: Şu ana kadar her şey mükemmel. Taraftarlar muhteşem. Her maça gelip destek veriyorlar. Tek amacım benim burada olmamdan, bu ligde oynamamdan heyecan duyan taraftarları hayal kırıklığına uğratmamak. Onlara verebileceğim her şeyi vermek istiyorum.

S: Türk yemekleriyle aran nasıl?


AI: Bu da alışmaya başladığım bir şey. Kaldığım otelde her gün, günde 2-3 kere aynı şeyi yiyorum. Izgara tavuk ve kızarmış patatesten bıktım diyebilirim. Ancak İstanbul'da bir Friday's buldum. Oraya gidip peynirli dürümler yemeye başladım, iyi oldu. Karım da gelince çok daha iyi olacak.

S: Karın ne zaman gelecek? 


AI: Bu hafta burada olacaklar

S: Sence daha kaç yıl oynarsın?


AI: Bu soru her sorulduğunda düşündüğüm tek şey ailemin durumu. Karımın ve çocuklarımın sürekli yollarda olmamı, yıllardır yaptığım şeye devam etmemi ne kadar daha kabullenecekleri önemli. Diğer nokta ise sağlık. Sahada yaptıklarımı yapmaya devam edecek kadar sağlıklı olduğum ve oyun seviyem düşmediği sürece oynamaktan mutlu olurum. Yapmaya alışkın olduklarımı yapamamaya başlarsam, takımın maç kazanmasını sağlayamamaya başlarsam, takıma, taraftarlara zarar vermem, kendime bunu yapamam.

S: Avrupalı taraftarlar hakkında ne söyleyeceksin?


AI: Avrupa'da basketbol seyircisi harika. Bir seyircide bu kadar coşkuyu hiç görmedim. Bu basketbol için harika. NBA'den bu lige gelmekten ve seyircilerin burada olduğum için heyecanlı olmalarından çok mutluyum. Amerika'daki gibi hala seyircinin sesinden, bana karşı bağırıyor olsalar bile, tüylerim diken diken oluyor.

Kaynak: http://www.heinnews.com/nba/interview-of-the-week-former-nba-mvp-allen-iverson/#more-1690

24 Kasım 2010 Çarşamba

Göttingen:85 Beşiktaş Cola Turka:83



Maçı konuşmaya sondan başlayalım... Beşiktaş'ın son hücumu. Ekrandaki süre skorborddakiyle aynı 19 saniye. Beşiktaş topu Chatman'e veriyor. Bütün maçı sakat sakat sekerek tamamlamış. Chatman süreyi eritip son saniyede şut atmak niyetinde. Topu alıyor ve saate bakıyor doğrudan. Yanlış birşeyler var. Hakeme bir isyan. Sonradan Yard.Antrenör Yakup Sekizkök'ün Twitter'dan açıkladığı bir detay daha öğreniyoruz. 24 saniye de 14 saniye olarak başlatılmış. Yani aslında son hücum değil bu, biz öyle sanıyoruz sadece. Bütün maç topu takip etmeyi bir türlü başaramayan Alman yönetmen 12 saniye kala skorbordu veriyor ekrana. O da ne sihirli bir güç 10.1 saniye kala süreyi durduruyor. O an tekrar Chatman'e dönüyoruz. Ekrandaki saat 5 saniye kaldığında Chatman hareketleniyor, şutunu kullanıyor. (Tercihin doğruluğunu sonra tartışırız) Top çemberden döndüğünde 3 saniye var ekranda. Göttingenliler ribaundu alıyor hızla hareketleniyor, ortasahayı geçerken ekrandaki süre bitiyor. Top oyuna girerken skorbordla aynıydı nasıl yani??!???! Mecham üçlük çizgisinin gerisinden turnikeye giriyor, topu elinden çıkarıyor, süre doluyor ve atış başarılı. Hakemler maça son noktayı koyup 2 sayı kararı veriyor üstelik. İtirazlar itirazlar itirazlar... Sonuç değişmiyor maç kaybediliyor. Iversonla Beşiktaş 0-3 oluyor.

Maç aslında son topta değil daha ilk yarıdan kaybedildi. Göttingenin baskılı savunma ve tempolu hucumlarla başlaması sürpriz oldu takıma. Düzen tutmadı. Cevher'in sakatlığından sahada olmadığı, Chatman, Bekir ve Ogilvy'nin sakat sakat sahada olduğu bir günde o tempo biraz fazla geldi başta. İçeri yapılan drivelar uzunları faul problemine sokarken (ilk 6 faulun 5i Ogilvy-Likholitov) bozulan savunma dengesi de dışardan üçlük yağmuru halinde geri döndü. İlk çeyrekte 26 yerken oyunda kalabilmemizi ise baskılı savunmada ara sıra çalınan fauller sonucu serbest atışlar ve Iverson'ın kendinden görmek istediğimiz driveları sonucu gelen sayılara borçluyduk. İkinci çeyrekle birlikte savunma sertleşirken bu sefer karşımıza ribaund sorunu çıktı. 5 kişiyle hücum ribaunduna saldıran Göttingen karşısında uzunlar yetersiz kalınca savunma gayreti sonuçsuz kalmış oldu.

İkinci yarıya ribaundların önemini anlamış olarak başladık. Hücum ribaundu vermeyip hücumda uzunlara top indirince fark 4e iniverdi. Ancak sonrasında dış şut yağmuru geri döndü ve fark bir anda 12ye kadar çıktı. O noktada Burak hocadan maçı çevirecek hamle geldi. Iverson ikinci kez kenara gelirken (ilki yüzüne aldığı darbeye baktırmak içindi) takım da alan savunmasına döndü. İçeriye iyi gömülüp driveları kestik, savunmada denge bozulmayınca dış şutlara el göstermek zor olmadı. Çeyrek 5 sayı farkla 68-63 bitti. Son çeyreğin hemen başında 68-68le önce beraberliği yakaladık sonra da 73-70 öne geçtik. O noktadan sonra karşılıklı top kayıpları ve karşılıklı sayılarla son dakikaya 81-81 girildi. Karşılıklı birer basketle son 20 saniyeye 83-83 girildi ve... Gerisi videoda var zaten.

Burak hocanın Iverson'ı oynatma sıkıntısı devam ediyor. Chatman sakat olunca topu çok kullanamadı ve zorlama atışlar AI'a kaldı bu sefer. O da zaman zaman eski günlerden esintilerle 18 sayı attı. Çift haneli skor atan 4 oyuncu da yabancılardı. Beşiktaşın başarılı olabilmesi için Türklerden katkı gelmesi zorunlu. Cevher yokken Serhat ve Bekir'den beklerdik bu katkıyı ancak olmadı.

Iversonla henüz galibiyet yok. Ancak takım onunla oynamayı öğrenirken o da yavaş yavaş toparlıyor. Ancak bu arada maçlar gidiyor. Lig bir şekilde toparlanır bundan sonra ancak EuroCup'ta 0-2 olmak kötü oldu. Göttingen ve Hemofarm ise 2-0... Yetişmek için maç kaybetmemek şart artık.

Başladığımız yere dönersek... Tamam hakemler bir saçmaladı, tamam masa işin hinliğine kaçtı... Ama Burak hocam son hücumda çizdiğin bu olamaz. Sahadaki en sakat adam topu 15 saniye tutacak sonra potaya sallayacak demiş olamazsın... Olabilir misin?

22 Kasım 2010 Pazartesi

Göttingen-Beşiktaş ColaTurka maç önü

Göttingeni izleyemedim ancak Asvel maçının özetini görüp maç hakkında yazılanları okudum. Asvel'i Fransa'da yenmek başlı başına bir başarıdır öncelikle. Bu gruba 4. torbadan giren takım için güzel bir başlangıç oldu bu. Okuduğum ve gördüğüm kadarıyla hızlı tempoyla çok top kullanma yolunu seçmiş bir takım. Asvel maçında 64 şut kullanmışlar saha içinde... Potaaltında kalıplı uzunları yok ancak çok atletikler...

Beşiktaş'ta ise B.Bıyıktay'ın sistemi de Chatman önderliğinde hızlı tempoya dayalı. Iverson gelmeden önce Chatman'in yanında Serhat-Bekir-Mustafa-Cüneyt'ten kurulu ön alan tempoyu zorlayıp savunmayı dengesiz yakalayarak sayı üretme çabası vardı. Potaaltında ise Ignerski-Cevher dışardan atan atletik uzunlar, Likholitov-Ogilvy ise nispeten kalıplı yakın mesafe uzunları olarak paylaşıyorlardı dakikaları. Iverson'ın gelişiyle kısa rotasyonu genişledi ancak takımın esas sıkıntı yaşadığı bölge gene potaltı.

Pazar günü Fenerbahçe Ülker maçında özellikle maçın başında ve son çeyreğin başında Likholitov'un yüzdeli iç oyunu ve etkili savunmayla maçı kazanabilecek noktaya getirdi Beşiktaş. Ancak gerek tecrübe farkı gerek verilen fazla hücum ribauntları maçı kaybettirdi. Iverson Hemofarm maçının ilk yarısından farklı değildi. Maçtan sonra Bıyıktay'ın dediği gibio maçta maç sonunu AI'la oynamak maçı kaybettirmişti. Bu sefer o riski almadı ve boş şutları da bularak daha iyi oynadı takım son bölümü. Boş sutlar kaçmasa sonuç farklı olabilirdi.

Iverson'a ayrı bir paragraf açmak lazım. Çok büyük oyuncu olduğunu söyleyeyim. NBA'de bile her topu eline isteyen, oyunu kendi yonlendiren, gerekirse zorlayan bir süperyıldızdı. Ancak şu anda o oyuncunun gölgesi bile değil henüz. Hemofarm maçında bir dönem ufak da olsa o dönemden izler gördük ancak Fenerbahçe maçında karşısında Avrupa'nın en iyi savunmacılarından birini bulunca tamamen durdu. Hücumda elini topa sürmemesi çok sorun olmayabilir ancak savunmada ayaklarını çekememesi sorun oluyor. İyi olmayı hepimizden çok istediği görünüyor. Kendisinin de bizim de biraz daha sabretmemiz lazım. Sonuçta 8 ay doğru düzgün antrenman yapmamış (ki zaten antrenmanı sevmez maç yapması lazım bol bol) 35 yaşında bir adamdan bahsediyoruz. "Ben daha ölmedim" mesajı vermek için geldiyse Beşiktaş'a bunu gösterecektir.

Burak hocanın Iverson'lı takıma alışmaya başladığı ümidiyle daha iyi bir rotasyon bekliyorum bu maçta. Hem Iverson'u sezona hazırlayacak hem de maçı kaybetmeyecek düzenlemeler yapılmalı. Fenerbahçe maçında 1-3 periyotlarda toplam 19 dakika oynatması iyi bir tercih aslında. Ama herkes maç sonunda Iverson'u görmek ister sahada. Rakipte bir Ömer Onan olmadığından biraz daha etkili bir AI görmek umudundayız basketbolseverler olarak. Takımın geri kalanı ise Fenerbahçe maçındaki savunmasını tekrarlayıp, maçın sıkıştığı anlarda dışarıdan sallamadan kontrollü oynamayı başarırsa Hemofarm yenilgisi ufak ölçüde telafi edilebilir.

Maç 23.11.2010 saat 20:30'da TRT Haber'den canlı yayınlanacak.