Şimdi efenim bu girizgahı nereye bağlayacağım... Twitter'dan takip edenler anlamışlardır bu aralar tek derdim Tour de France (TdF) hatta açık konuşmak gerekirse Andy Schleck. Sezon arasında en keyif aldığı şeyin abisi ya da babasıyla balık tutmak olduğunu açıkladığından beri "yetenekli çocuk, çalışsa çok iyi yerlere gelir ama balık tutarak olmaz" damgası yedi. 2011 sezonunun başında hedefini TdF olarak koydu ve öncesinde çok az yarıştı. Onlarda da rekabetçi olmadı. Bütün sezondaki başarıları Liege-Bastogne-Liege'de 3.lük (ki orada aslında abisine yarışı kazandırma hedefi vardı, son sprintte Gilbert'e geçildiler ailecek) ve Tur öncesi son hazırlık yarışı İsviçre Turunda dağların kralı olmasıydı.
Tur başladı bizim oğlan abisiyle birlikte belki de pelotonun en iyi takımının korumasındaydılar. Takım zamana karşı etabında sadece Fabian "Spartacus" Cancellara'nın tekerinde kalmayı başararak zaman farkı yemediler. Bol kazalı Tur'un kazalardan en az etkilenen takım liderleri oldular. Büyük rakipleri kazalarda yolun tıkanmasıyla zaman kaybederken onlar hep önlerdeydiler, hep korundular.
Konumuz bisiklet ya, örneklerimiz de bisiklet üzerinden verelim... İlk bisiklete binmeyi babam öğretmişti. Diğer babalar nasıl yapar bilmiyorum ama benim babam düşmeyim diye arkadan bisikleti tutarmış. Ama bunu bana çaktırmadan yapardı özgüvenim kırılmasın diye. Ama bisiklete binmek düşmeden öğrenilmez. Hayat da bisiklete binmek gibidir derler, pedal çevirmeyi bırakırsan düşersin. Ama düşmeden, o acıyı çekmeden pedala basma konusunda çok da istekli olmazsın. (Ebeveynlere/adaylarına not: bırakın çocuklar hasarın az olduğu yerlerde düşsünler. hiç düşmemiş çocuk düşmekten korkmaz)
Andy düşmedi mi peki? Düştü TdF2010da zinciri attı ilk olarak. Etap sonunda Contador'un sarı mayoyu giyişine ağlamaklı gözlerle bakarken söyledi artık kendisiyle özdeşleşen cümlesini "My stomach is full of anger, and I want to take my revenge." (Midem öfkeyle dolu ve intikam almak istiyorum)... Turun sonuna kadar herkes bu sözlerin karşılığının yola yansımasını ve Andy'nin Contador'a çılgınca atak yapmasını bekledi. Biz beklerken Contador Paris'te sarı mayosunu giymiş, Andy ise 2. kere beyaz mayosuyla yanındaki yerini almıştı. İlk homurdanmalar orda çıktı. Hani intikam alınacaktı yoksa Andy tahmin ettiğimiz kadar büyük değil miydi?2010 sezonunun sonunda yukarda bahsettiğim açıklaması geldi Andy'den. Hayatta en çok keyif aldığı şeyin abisi ya da babasıyla balığa çıkmak olduğunu anlattı. Tepkileri üzerine çekmeye başlamıştı artık. Tembel damgasını yemişti. Yetenekli ama tembeldi artık o. Yeteneğini çöpe atanlardandı.
Bu damgayla başladı TdF2011e büyük favori Contador Giro'yu süpürüp gelmişti. Tırmanışlarda sadece 2 kişi kendisine yaklaşabilmişti. Zaten onlar da eski arkadaşlarıydı ve büyük ihtimalle Contador onları geçme gereği duymayıp eşlik etmişti yanlarında. İstese giderdi. Andy ise tembeldi. Eksiklerini kapatmaya çalışmak yerine balık tutmuştu. Bütün sezon yarışmak yerine de Tur'a hazırlanmıştı, en azından öyle söylüyordu. Pirenelere kadar takımı onu iyi korudu ama Contador'un takımı o kadar iyi ve/veya tecrübeli değildi, koruyamadı. Pirenelerde ise beklenen atakların hiçbiri olmadı ve Frank'ın kazandığı 20 saniye dışında favoriler arasındaki farklar değişmedi.
Ne olduysa Salı günü oldu. Col de Manse çıkışında Contador atak yaptı. Schleck biraderler takip edemedi. inişte ise Cadel-Contador-S.Sanchez üçlüsü risk aldılar inişte. Sonuçta Frank 18 saniye kaybetmişken Andy'nin kaybı 1dakikanın üstündeydi. Ben bile çok kızmıştım. Turu geçtim Andy'den umudu kesmiştim. Genelin derdi inişini geliştirememesiyken benim kızdığım nokta yokuşta fark yemesiydi. inişte ise farkı açanlar arasında abisi ve Basso (bile) vardı. Ertesi gün gene inişle biten etap vardı. Cadel gene atak yapar, farkı açar Alplerde ise bırakmaz bizimkilerin peşini alır Turu demeye başlamıştım. Bir Beşiktaşlı olarak sportif hayal kırıklığı yaşamaya ve bunları hazmetmeye epeyce alışkınım. Ama bunu hazmetmekte çok zorlandım. Yayının tekrarını izleyemedim sinirden.
Çarşamba gününe umutsuz başladım. Gene zaman kaybı olacaktı nasılsa... Beklenen oldu Pramartino çıkışında ataklar oldu, biraderler cevap verdi. İnişte atak geldi Contador-Sanchez kardeşlerden ve farkı 24 saniyeye kadar çıkardılar. Ne olduysa ondan sonra oldu. Etap sonunda finişe metreler kala ekrana gelen görüntü ağzımın yayılmasına, umutlanmama neden oldu. Schlecklerin de içinde olduğu grup Contadora düzlükte yetişmişti. Ama esas haber değeri taşıyan bilgi bu ekibi en önde Andy arkasında abisinin çekiyor olmasıydı. Düzlükte kapanmıştı fark. Çalışmadığı, eksiklerini kapatmadığı söylenen tembel çocuk yoksa bilinenin aksine zamana karşı becerilerini mi geliştirmişti?
Ve bu yazının yazılmasına neden olan etap. Dünkü kraliçe etap... 3 tane kategorize edilemeyen tırmanış içeren 200kmlik etap... Atak bekleniyordu ama son tırmanışa saklanması bekleniyordu. Peloton temposuz 2. tırmanışı (Izoard) yaparken Andy önce abisine ıslık çaldı hemen arkasından atağa kalktı. Finişe daha 60 km vardı kimse ciddiye almadı (ben bile). Tırmanışı bitirdi, inişe geçti. Fark kapanır derken önceden öne gönderilmiş Monfort yavaşladı ve Andyi karşıladı. çok büyük bir hızla inerlerken yoldakileri de toplarladılar. İniş bittiğinde fark 4 dakika ekip 6 kişiydi. Fark şimdi kapanır birazdan kapanır derken son 10kmye 4 dakika üzerinde farkla geldik. O noktada Cadel çalışmaya başladı. Etap sonunda Andy yalnız başına öndeydi ve işin en keyifli yanı daha 10 km olsa çıkarım ifadesi vardı tırmanışta.
Bu zafer bize cevabı/hediyesi oldu Andy'nin... Biz kim miyiz? Biz Salı günü ondan ümidi kesenleriz. Biz onu tembellikle suçlayanlarız. Biz Turun başından beri Leoparlar ve Andy'nin Turu kazanmasını isteyenleriz. Ama en önemlisi biz yıllardır zeki ama tembel olmakla itham edilenleriz. Ve biz herkesten iyi biliyoruz ki yumurta kapıya dayandığında, doğru şekillerde motive olduğumuzda herkesten iyisini yaparız. Ama diğer zamanlarda gerekenden fazlasını beklemeyin bizden
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder